Duhan Suresi: Arapça Okunuşu ve Türkçe Meali
الدُّخان
- Sure 44
- 59 ayet
- Mekkî
- Cüz 25
Duhan Suresi'nin (الدُّخان) 59 ayetinin tamamı: Arapça metni, Latin harfleriyle okunuşu ve Türkçe meali. Her ayeti tek tek ya da surenin tamamını Mişari Raşid el-Afasi'nin sesinden dinleyin.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
اِنَّآ اَنْزَلْنٰهُ فِيْ لَيْلَةٍ مُّبٰرَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِرِيْنَ
Innaa anzalnaahu fii lailatin mubaarakatin innaa kunnaa mundziriin(a)
Şüphe yok ki biz onu, kutlu bir gecede indirdik, şüphe yok ki biz, insanları korkuturuz.
فِيْهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكِيْمٍۙ
Fiihaa yufraqu kullu amrin hakiimin
O gecede ayrılır, takdir edilir her hükmolunan iş.
اَمْرًا مِّنْ عِنْدِنَاۗ اِنَّا كُنَّا مُرْسِلِيْنَۖ
Amran min 'indinaa innaa kunnaa mursiliin(a)
Bir iş ki katımızdan hükmolunur, şüphe yok ki biz göndermişizdir.
رَحْمَةً مِّنْ رَّبِّكَ ۗاِنَّهٗ هُوَ السَّمِيْعُ الْعَلِيْمُۗ
Rahmatan min rabbika innahu huwassamii'ul 'aliim(u)
Rahmet olarak Rabbinden; şüphe yok ki o, duyar, bilir.
رَبِّ السَّمٰوٰتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۘ اِنْ كُنْتُمْ مُّوْقِنِيْنَ
Rabbis-samaawaati wal ardhi wamaa bainahumaa in kuntum muuqiniin(a)
Rabbidir göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin. Adamakıllı inanır, iyice bilirseniz.
لَآ اِلٰهَ اِلَّا هُوَ يُحْيٖ وَيُمِيْتُ ۗرَبُّكُمْ وَرَبُّ اٰبَاۤىِٕكُمُ الْاَوَّلِيْنَ
Laa ilaha ilaa huwa yuhyii wayumiitu rabbukum warabbu aabaa-ikumul au-waliin(a)
Yoktur ondan başka tapacak, diriltir ve öldürür; Rabbinizdir ve Rabbidir gelip geçen atalarınızın.
بَلْ هُمْ فِيْ شَكٍّ يَّلْعَبُوْنَ
Bal hum fii syakkin yal'abuun(a)
Hayır, onlar şüphe içindedir, alay edip dururlar.
فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى السَّمَاۤءُ بِدُخَانٍ مُّبِيْنٍ
Faartaqib yauma ta'tiissamaa-u bidukhaanin mubiinin
Artık gözetle gökyüzünden apaçık, gözle görünür bir dumanın geleceği günü.
يَغْشَى النَّاسَۗ هٰذَا عَذَابٌ اَلِيْمٌ
Yaghsyannaasa hadzaa 'adzaabun aliimun
Bütün insanlara yayılır, budur elemli azap.
رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ اِنَّا مُؤْمِنُوْنَ
Rabbanaaaksyif 'annaal 'adzaaba innaa mu'minuun(a)
Rabbimiz, bizden azabı, gider, şüphe yok ki inandık biz.
اَنّٰى لَهُمُ الذِّكْرٰى وَقَدْ جَاۤءَهُمْ رَسُوْلٌ مُّبِيْنٌۙ
Anna lahumudz-dzikra waqad jaa-ahum rasuulun mubiinun
Siz neredesiniz, öğüt alma nerede ve andolsun ki onlara, her şeyi açıklayan bir Peygamber geldi de.
ثُمَّ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَقَالُوْا مُعَلَّمٌ مَّجْنُوْنٌۘ
Tsumma tawallau 'anhu waqaaluuu mu'allamun majnuunun
Sonra yüz çevirdiler ondan ve kendisine birşeyler öğretilmiş delinin biri dediler.
اِنَّا كَاشِفُوا الْعَذَابِ قَلِيْلًا اِنَّكُمْ عَاۤىِٕدُوْنَۘ
Innaa kaasyifuul 'adzaabi qaliilaa innakum 'aa-iduun(a)
Şüphe yok ki birazcık gidereceğiz azabı, fakat gene şüphe yok ki kafirliğe döneceksiniz.
يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرٰىۚ اِنَّا مُنْتَقِمُوْنَ
Yauma nabthisyul bathsyatal kubra innaa muntaqimuun(a)
O gün pek şiddetli bir surette tutar, cezalandırırız, şüphe yok ki öc alırız biz.
۞ وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَاۤءَهُمْ رَسُوْلٌ كَرِيْمٌۙ
Walaqad fatannaa qablahum qauma fir'auna wajaa-ahum rasuulun kariimun
Ve andolsun ki onlardan önce Firavun'un kavmini de sınamıştık ve onlara güzel huylu bir peygamber gelmişti de.
اَنْ اَدُّوْٓا اِلَيَّ عِبَادَ اللّٰهِ ۗاِنِّيْ لَكُمْ رَسُوْلٌ اَمِيْنٌۙ
An adduu ilai-ya 'ibaadallahi innii lakum rasuulun amiinun
Allah'ın kullarını demişti, bana teslim edin, şüphe yok ki ben, emin bir peygamberim size.
وَّاَنْ لَّا تَعْلُوْا عَلَى اللّٰهِ ۚاِنِّيْٓ اٰتِيْكُمْ بِسُلْطٰنٍ مُّبِيْنٍۚ
Wa-an laa ta'luu 'alallahi innii aatiikum bisulthaanin mubiinin
Ve Allah'a karşı yücelik satmaya kalkışmayın; şüphe yok ki ben size, apaçık bir delil getirdim.
وَاِنِّيْ عُذْتُ بِرَبِّيْ وَرَبِّكُمْ اَنْ تَرْجُمُوْنِۚ
Wa-innii 'udztu birabbii warabbikum an tarjumuun(i)
Ve şüphe yok ki ben Rabbime ve Rabbinize sığınırım beni taşlayıp öldürmenizden.
وَاِنْ لَّمْ تُؤْمِنُوْا لِيْ فَاعْتَزِلُوْنِ
Wa-in lam tu'minuu lii faa'taziluun(i)
Bana inanmıyorsanız bırakın tek başıma beni.
فَدَعَا رَبَّهٗٓ اَنَّ هٰٓؤُلَاۤءِ قَوْمٌ مُّجْرِمُوْنَ
Fada'aa rabbahu anna ha'ulaa-i qaumun mujrimuun(a)
Derken Rabbine dua edip şüphe yok ki bunlar demişti, mücrim bir topluluk.
فَاَسْرِ بِعِبَادِيْ لَيْلًا اِنَّكُمْ مُّتَّبَعُوْنَۙ
Fa-asri bi'ibaadii lailaa innakum muttaba'uun(a)
Artık kullarımla geceleyin yola düş, şüphe yok ki ardınızdan geleceklerdir.
وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْوًاۗ اِنَّهُمْ جُنْدٌ مُّغْرَقُوْنَ
Waatrukil bahra rahwan innahum jundun mughraquun(a)
Deniz açılmışken öylece bırak, şüphe yok, onlar bir ordudur ki boğulacak.
كَمْ تَرَكُوْا مِنْ جَنّٰتٍ وَّعُيُوْنٍۙ
Kam tarakuu min jannaatin wa'uyuunin
Nice bahçeler terkettiler ve nice akarsular.
وَّزُرُوْعٍ وَّمَقَامٍ كَرِيْمٍۙ
Wazuruu'in wamaqaamin kariimin
Ve tarlalar ve güzelim meclisler.
وَّنَعْمَةٍ كَانُوْا فِيْهَا فٰكِهِيْنَۙ
Wana'matin kaanuu fiihaa faakihiin(a)
Ve bolbol yeyip geçindikleri nice nimetler.
كَذٰلِكَ ۗوَاَوْرَثْنٰهَا قَوْمًا اٰخَرِيْنَۚ
Kadzalika wa-auratsnaahaa qauman aakhariin(a)
Böyle işte ve onları miras verdik bir başka topluluğa.
فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَاۤءُ وَالْاَرْضُۗ وَمَا كَانُوْا مُنْظَرِيْنَ ࣖ
Famaa bakat 'alaihimussamaa-u wal ardhu wamaa kaanuu munzhariin(a)
Derken ne gök ağladı onlara, ne yer ve mühlet de verilmedi onlara.
وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِيْٓ اِسْرَاۤءِيْلَ مِنَ الْعَذَابِ الْمُهِيْنِۙ
Walaqad najjainaa banii israa-iila minal 'adzaabil muhiin(i)
Ve andolsun ki İsrailoğullarını aşağılatıcı bir azaptan kurtardık.
مِنْ فِرْعَوْنَ ۗاِنَّهٗ كَانَ عَالِيًا مِّنَ الْمُسْرِفِيْنَ
Min fir'auna innahu kaana 'aaliyan minal musrifiin(a)
Firavun'dan; şüphe yok ki o haddi aşanlardan yücelik satan, ululanan biriydi.
وَلَقَدِ اخْتَرْنٰهُمْ عَلٰى عِلْمٍ عَلَى الْعٰلَمِيْنَ ۚ
Walaqad-iikhtarnaahum 'ala 'ilmin 'alal 'aalamiin(a)
Ve andolsun ki İsrailoğullarını, bilerek bütün alemlerden üstün olmak üzere seçtik.
وَاٰتَيْنٰهُمْ مِّنَ الْاٰيٰتِ مَا فِيْهِ بَلٰۤـؤٌا مُّبِيْنٌ
Waaatainaahum minaaayaati maa fiihi balaa-un mubiinun
Ve onlara, apaçık nimetleri muhtevi deliller verdik.
اِنَّ هٰٓؤُلَاۤءِ لَيَقُوْلُوْنَۙ
Inna ha'ulaa-i layaquuluun(a)
Gerçekten de şunlar elbette derler ki.
اِنْ هِيَ اِلَّا مَوْتَتُنَا الْاُوْلٰى وَمَا نَحْنُ بِمُنْشَرِيْنَ
In hiya ilaa mautatunaal aula wamaa nahnu bimunsyariin(a)
İlk ölümümüzden başka ölüm yok bize ve biz, tekrar dirilmeyiz de.
فَأْتُوْا بِاٰبَاۤىِٕنَآ اِنْ كُنْتُمْ صٰدِقِيْنَ
Fa'tuu biaabaa-inaa in kuntum shaadiqiin(a)
Doğru söylüyorsanız getirin babalarımızı bize.
اَهُمْ خَيْرٌ اَمْ قَوْمُ تُبَّعٍۙ وَّالَّذِيْنَ مِنْ قَبْلِهِمْۗ اَهْلَكْنٰهُمْ اِنَّهُمْ كَانُوْا مُجْرِمِيْنَ
Ahum khairun am qaumu tubba'in waal-ladziina min qablihim ahlaknaahum innahum kaanuu mujrimiin(a)
Bunlar mı daha hayırlıdır, yoksa Tubba' kavmiyle onlardan öncekiler mi? Helak ettik onları, şüphe yok ki mücrimlerdi onlar.
وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوٰتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لٰعِبِيْنَ
Wamaa khalaqnaas-samaawaati wal ardha wamaa bainahumaa laa'ibiin(a)
Ve biz gökleri ve yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri eğlence için, boşuboşuna yaratmadık.
مَا خَلَقْنٰهُمَآ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُوْنَ
Maa khalaqnaahumaa ilaa bil haqqi walakinna aktsarahum laa ya'lamuun(a)
Biz onları, ancak gerçek olarak yarattık ve fakat çoğu bilmez.
اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ مِيْقَاتُهُمْ اَجْمَعِيْنَ ۙ
Inna yaumal fashli miiqaatuhum ajma'iin(a)
Ayrılma günü, gerçekten de hepsinin muayyen bir günüdür.
يَوْمَ لَا يُغْنِيْ مَوْلًى عَنْ مَّوْلًى شَيْـًٔا وَّلَا هُمْ يُنْصَرُوْنَۙ
Yauma laa yughnii maulan 'an maulan syai-an walaa hum yunsharuun(a)
O gün dostun dosta faydası olmaz ve onlar, bir yardım da görmezler.
اِلَّا مَنْ رَّحِمَ اللّٰهُ ۗاِنَّهٗ هُوَ الْعَزِيْزُ الرَّحِيْمُ ࣖ
Ilaa man rahimallahu innahu huwal 'aziizur-rahiim(u)
Ancak Allah kime acırsa o başka; şüphe yok ki odur üstün ve rahim.
كَالْمُهْلِ ۛ يَغْلِيْ فِى الْبُطُوْنِۙ
Kal muhli yaghlii fiil buthuun(i)
Erimiş bakıra, kurşuna benzer, karınlarda kaynar.
خُذُوْهُ فَاعْتِلُوْهُ اِلٰى سَوَاۤءِ الْجَحِيْمِۙ
Khudzuuhu faa'tiluuhu ila sawaa-il jahiim(i)
Tutun onu da sürüyün koca cehennemin ta ortasına.
ثُمَّ صُبُّوْا فَوْقَ رَأْسِهٖ مِنْ عَذَابِ الْحَمِيْمِۗ
Tsumma shubbuu fauqa ra'sihi min 'adzaabil hamiim(i)
Sonra da dökün kaynar suyu azab olarak tepesine.
ذُقْۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزِيْزُ الْكَرِيْمُ
Dzuq innaka antal 'aziizul kariim(u)
Tat, şüphe yok ki sen üstündün, kerem sahibiydin.
اِنَّ هٰذَا مَا كُنْتُمْ بِهٖ تَمْتَرُوْنَ
Inna hadzaa maa kuntum bihi tamtaruun(a)
Gerçekten de buydu şüphe ettiğiniz.
اِنَّ الْمُتَّقِيْنَ فِيْ مَقَامٍ اَمِيْنٍۙ
Innal muttaqiina fii maqaamin amiinin
Şüphe yok ki çekinenler, emin bir makamdadır.
يَّلْبَسُوْنَ مِنْ سُنْدُسٍ وَّاِسْتَبْرَقٍ مُّتَقٰبِلِيْنَۚ
Yalbasuuna min sundusin wa-istabraqin mutaqaabiliin(a)
İnce ve kalın ipekliler giyerler, karşıkarşıya otururlar.
كَذٰلِكَۗ وَزَوَّجْنٰهُمْ بِحُوْرٍ عِيْنٍۗ
Kadzalika wazau-wajnaahum bihuurin 'iinin
Böyle işte ve onları evlendiririz iri gözlü hurilerle.
يَدْعُوْنَ فِيْهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍ اٰمِنِيْنَۙ
Yad'uuna fiihaa bikulli faakihatin aaminiin(a)
Orada emin bir halde her çeşit meyvelar isterler.
لَا يَذُوْقُوْنَ فِيْهَا الْمَوْتَ اِلَّا الْمَوْتَةَ الْاُوْلٰىۚ وَوَقٰىهُمْ عَذَابَ الْجَحِيْمِۙ
Laa yadzuuquuna fiihaal mauta ilaal mautatal aula wawaqaahum 'adzaabal jahiim(i)
İlk ölümden başka ölüm tatmazlar orada ve onları korur koca cehennemin azabından.
فَضْلًا مِّنْ رَّبِّكَۚ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيْمُ
Fadhlaa min rabbika dzalika huwal fauzul 'azhiim(u)
Rabbinden bir lütuf ve ihsan olarak; budur o büyük kurtuluşun, murada erişin ta kendisi.
فَاِنَّمَا يَسَّرْنٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُوْنَ
Fa-innamaa yassarnaahu bilisaanika la'allahum yatadzakkaruun(a)
Gerçekten de öğüt alsınlar diye Kur'an'ı senin dilinle indirdik, okuyuşunu da kolaylaştırdık.
فَارْتَقِبْ اِنَّهُمْ مُّرْتَقِبُوْنَ ࣖࣖ
Faartaqib innahum murtaqibuun(a)
Artık gözetle, bekle; şüphe yok ki onlar da gözetlemedeler, beklemedeler.
Sık sorulan sorular
Duhan Suresi kaç ayettir?
Duhan Suresi 59 ayettir.
Duhan Suresi Kuran'ın kaçıncı suresidir?
Duhan Suresi (الدُّخان) Kuran-ı Kerim'in 44. suresidir ve 25. cüzde yer alır.
Duhan Suresi Mekkî mi Medenî mi?
Duhan Suresi Mekkî bir suredir.
Duhan Suresi internetsiz nasıl dinlenir?
Al Quran MP3 (Offline) uygulamasını yükleyin, Duhan Suresi'ni bir kez indirin; ardından internet olmadan, ekran kilitliyken bile dinleyebilirsiniz.
Meal ve okunuş, Al Quran MP3 (Offline) uygulamasında kullanılan metinlerin aynısıdır. Ses: everyayah.com ve mp3quran.net.