Nebe Suresi: Arapça Okunuşu ve Türkçe Meali
النـَّبأ
- Sure 78
- 40 ayet
- Mekkî
- Cüz 30
Nebe Suresi'nin (النـَّبأ) 40 ayetinin tamamı: Arapça metni, Latin harfleriyle okunuşu ve Türkçe meali. Her ayeti tek tek ya da surenin tamamını Mişari Raşid el-Afasi'nin sesinden dinleyin.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
الَّذِيْ هُمْ فِيْهِ مُخْتَلِفُوْنَۗ
Al-ladzii hum fiihi mukhtalifuun(a)
Öylesine haber ki onlar, bu hususta aykırılığa düşmüşlerdir.
اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهٰدًاۙ
Alam naj'alil ardha mihaadan
Yeryüzünü, hazır bir yaygı olarak yaymadık mı?
وَّجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًاۙ
Waja'alnaa naumakum subaatan
Ve uykunuzu, vakitli bir istirahat zamanı kıldık.
وَّجَعَلْنَا الَّيْلَ لِبَاسًاۙ
Waja'alnaallaila libaasan
Ve geceyi, her şeyi örten bir örtü yaptık.
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًاۙ
Wabanainaa fauqakum sab'an syidaadan
Ve üstünüzde, yedi sağlam yapı kurduk.
وَّجَعَلْنَا سِرَاجًا وَّهَّاجًاۖ
Waja'alnaa siraajan wahhaajan
Ve yalımyalım yanan bir kandil yarattık.
وَّاَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرٰتِ مَاۤءً ثَجَّاجًاۙ
Wa-anzalnaa minal mu'shiraati maa-an tsajjaajan
Ve sıkılan bulutlardan şarılşarıl sular akıttık.
لِّنُخْرِجَ بِهٖ حَبًّا وَّنَبَاتًاۙ
Linukhrija bihi habban wanabaatan
Akıttık da o sayede tohumları, otları.
وَّجَنّٰتٍ اَلْفَافًاۗ
Wajannaatin alfaafan
Ve birbirine sarmaşdolaş bahçeleri, bağları meydana getirdik.
اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مِيْقَاتًاۙ
Inna yaumal fashli kaana miiqaatan
Şüphe yok ki ayırma gününün vakti de tayin edilmiştir.
يَّوْمَ يُنْفَخُ فِى الصُّوْرِ فَتَأْتُوْنَ اَفْوَاجًاۙ
Yauma yunfakhu fiish-shuuri fata'tuuna afwaajan
O gün Sur üfürülür de gelirsiniz bölükbölük.
وَّفُتِحَتِ السَّمَاۤءُ فَكَانَتْ اَبْوَابًاۙ
Wafutihatissamaa-u fakaanat abwaaban
Ve gök açılmış, kapılar haline gelmiştir.
وَّسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًاۗ
Wasui-yiratil jibaalu fakaanat saraaban
ve dağlar yürütülmüş, seraba dönmüştür.
اِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًاۙ
Inna jahannama kaanat mirshaadan
Şüphe yok ki cehennem pusudadır.
لَا يَذُوْقُوْنَ فِيْهَا بَرْدًا وَّلَا شَرَابًاۙ
Laa yadzuuquuna fiihaa bardan walaa syaraaban
Ne bir serinlik tadarlar, ne içilecek bir şey.
اِلَّا حَمِيْمًا وَّغَسَّاقًاۙ
Ilaa hamiiman waghassaaqan
Ancak bir kaynar su, ancak bir kan ve irin.
اِنَّهُمْ كَانُوْا لَا يَرْجُوْنَ حِسَابًاۙ
Innahum kaanuu laa yarjuuna hisaaban
Şüphe yok ki onlar, hiçbir soru ummazlardı.
وَّكَذَّبُوْا بِاٰيٰتِنَا كِذَّابًاۗ
Wakadz-dzabuu biaayaatinaa kidz-dzaaban
Ve delillerimizi boyuna yalanlarlardı.
وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنٰهُ كِتٰبًاۙ
Wakulla syai-in ahshainaahu kitaaban
Ve biz her şeyi birbir sayıp yazdık.
فَذُوْقُوْا فَلَنْ نَّزِيْدَكُمْ اِلَّا عَذَابًا ࣖ
Fadzuuquu falan naziidakum ilaa 'adzaaban
Artık tadın, ancak azabınızı arttırırız sizin.
اِنَّ لِلْمُتَّقِيْنَ مَفَازًاۙ
Inna lilmuttaqiina mafaazan
Şüphe yok ki çekinenlere bir kurtuluş, bir kutluluk ve murada eriş yeri var.
لَا يَسْمَعُوْنَ فِيْهَا لَغْوًا وَّلَا كِذَّابًا
Laa yasma'uuna fiihaa laghwan walaa kidz-dzaaban
Ne boş bir söz duyarlar orada, ne birbirlerini yalanlama.
جَزَاۤءً مِّنْ رَّبِّكَ عَطَاۤءً حِسَابًاۙ
Jazaa-an min rabbika 'athaa-an hisaaban
Rabbinden, fazlasıyle bir lütuf ve ihsan.
رَّبِّ السَّمٰوٰتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الرَّحْمٰنِ لَا يَمْلِكُوْنَ مِنْهُ خِطَابًاۚ
Rabbis-samaawaati wal ardhi wamaa bainahumaar-rahmani laa yamlikuuna minhu khithaaban
Göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin Rabbidir rahman, onun hitabına nail olmazlar.
يَوْمَ يَقُوْمُ الرُّوْحُ وَالْمَلٰۤىِٕكَةُ صَفًّاۙ لَّا يَتَكَلَّمُوْنَ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَقَالَ صَوَابًا
Yauma yaquumur-ruuhu wal malaa-ikatu shaffan laa yatakallamuuna ilaa man adzina lahur-rahmanu waqaala shawaaban
O gün, Ruh ve melekler, saf saf dururlar; konuşamazlar, ancak rahmanın izin verdiği konuşur ve gerçek söyler.
ذٰلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّۚ فَمَنْ شَاۤءَ اتَّخَذَ اِلٰى رَبِّهٖ مَاٰبًا
Dzalikal yaumul haqqu faman syaa-aattakhadza ila rabbihi maaaban
Bugün, gerçektir, artık dileyen, dönüp Rabbinin tapısına varmaya bir vesile edinir.
اِنَّآ اَنْذَرْنٰكُمْ عَذَابًا قَرِيْبًا ەۙ يَّوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُوْلُ الْكٰفِرُ يٰلَيْتَنِيْ كُنْتُ تُرَابًا ࣖ
Innaa andzarnaakum 'adzaaban qariiban yauma yanzhurul maru maa qaddamat yadaahu wayaquulul kaafiru yaa laitanii kuntu turaaban
Şüphe yok ki biz sizi, yakın bir azapla korkutmadayız; o gün kişi, elleriyle hazırladığına bakar ve kafir de ne olurdu der, keşke toprak olaydım.
Sık sorulan sorular
Nebe Suresi kaç ayettir?
Nebe Suresi 40 ayettir.
Nebe Suresi Kuran'ın kaçıncı suresidir?
Nebe Suresi (النـَّبأ) Kuran-ı Kerim'in 78. suresidir ve 30. cüzde yer alır.
Nebe Suresi Mekkî mi Medenî mi?
Nebe Suresi Mekkî bir suredir.
Nebe Suresi internetsiz nasıl dinlenir?
Al Quran MP3 (Offline) uygulamasını yükleyin, Nebe Suresi'ni bir kez indirin; ardından internet olmadan, ekran kilitliyken bile dinleyebilirsiniz.
Meal ve okunuş, Al Quran MP3 (Offline) uygulamasında kullanılan metinlerin aynısıdır. Ses: everyayah.com ve mp3quran.net.