Tur Suresi: Arapça Okunuşu ve Türkçe Meali
الطُّور
- Sure 52
- 49 ayet
- Mekkî
- Cüz 27
Tur Suresi'nin (الطُّور) 49 ayetinin tamamı: Arapça metni, Latin harfleriyle okunuşu ve Türkçe meali. Her ayeti tek tek ya da surenin tamamını Mişari Raşid el-Afasi'nin sesinden dinleyin.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ
اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِعٌۙ
Inna 'adzaaba rabbika lawaaqi'un
Şüphe yok ki Rabbinin azabı, yerine gelip olacak.
يَّوْمَ تَمُوْرُ السَّمَاۤءُ مَوْرًاۙ
Yauma tamuurussamaa-u mauran
O gün gök, bir çalkantıya düşüp döner.
فَوَيْلٌ يَّوْمَىِٕذٍ لِّلْمُكَذِّبِيْنَۙ
Fawailun yauma-idzil(n)-lilmukadz-dzibiin(a)
Artık yazıklar olsun o gün yalanlayanlara.
الَّذِيْنَ هُمْ فِيْ خَوْضٍ يَّلْعَبُوْنَۘ
Al-ladziina hum fii khaudhin yal'abuun(a)
Öyle kişilerdir onlar ki daldıkları batakta oynayıp dururlar.
يَوْمَ يُدَعُّوْنَ اِلٰى نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّاۗ
Yauma yuda'uuuna ila naari jahannama da'aan
O gün itilip kakılarak cehenneme atılırlar.
هٰذِهِ النَّارُ الَّتِيْ كُنْتُمْ بِهَا تُكَذِّبُوْنَ
Hadzihin-naarullatii kuntum bihaa tukadz-dzibuun(a)
İşte budur yalanladığınız ateş.
اَفَسِحْرٌ هٰذَآ اَمْ اَنْتُمْ لَا تُبْصِرُوْنَ
Afasihrun hadzaa am antum laa tubshiruun(a)
Bir büyü mü bu, yoksa görmüyor musunuz?
اِصْلَوْهَا فَاصْبِرُوْٓا اَوْ لَا تَصْبِرُوْاۚ سَوَاۤءٌ عَلَيْكُمْۗ اِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُوْنَ
Ashlauhaa faashbiruu au laa tashbiruu sawaa-un 'alaikum innamaa tujzauna maa kuntum ta'maluun(a)
Girin ona da artık sabredin, yahut etmeyin, birdir size; ancak yaptığınızın karşılığı olarak cezalanacaksınız.
اِنَّ الْمُتَّقِيْنَ فِيْ جَنّٰتٍ وَّنَعِيْمٍۙ
Innal muttaqiina fii jannaatin wana'iimin
Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerdedir ve nimetler içinde.
فَاكِهِيْنَ بِمَآ اٰتٰىهُمْ رَبُّهُمْۚ وَوَقٰىهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ الْجَحِيْمِ
Faakihiina bimaa aataahum rabbuhum wawaqaahum rabbuhum 'adzaabal jahiim(i)
Nimetlenirler orada Rablerinin verdiği nimetlerle ve Rableri korur onları koca cehennemin azabından.
كُلُوْا وَاشْرَبُوْا هَنِيْۤئًا ۢبِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُوْنَۙ
Kuluu waasyrabuu hanii-an bimaa kuntum ta'maluun(a)
Yiyin ve için, afiyetler olsun, yaptığınız şeylere karşılık.
مُتَّكِـِٕيْنَ عَلٰى سُرُرٍ مَّصْفُوْفَةٍۚ وَزَوَّجْنٰهُمْ بِحُوْرٍ عِيْنٍ
Muttaki-iina 'ala sururin mashfuufatin wazau-wajnaahum bihuurin 'iinin
Safsaf dizilmiş tahtlara dayanarak ve onları, iri gözlü hurilerle evlendiririz.
وَالَّذِيْنَ اٰمَنُوْا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُمْ بِاِيْمَانٍ اَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَآ اَلَتْنٰهُمْ مِّنْ عَمَلِهِمْ مِّنْ شَيْءٍۚ كُلُّ امْرِئٍ ۢبِمَا كَسَبَ رَهِيْنٌ
Waal-ladziina aamanuu waattaba'athum dzurrii-yatuhum biiimaanin alhaqnaa bihim dzurrii-yatahum wamaa alatnaahum min 'amalihim min syai-in kulluumri-in bimaa kasaba rahiinun
Ve inananlarla soylarından, inanarak onlara uyanları, soylarından gelenlerle birleştirir, buluştururuz ve yaptıklarının mükafatından hiçbir şeyi eksiltmeyiz; herkes, kazancına bağlıdır.
وَاَمْدَدْنٰهُمْ بِفَاكِهَةٍ وَّلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُوْنَ
Wa-amdadnaahum bifaakihatin walahmin mimmaa yasytahuun(a)
Ve onlara meyve ve gönüllerinin tam istediği et vereceğiz.
يَتَنَازَعُوْنَ فِيْهَا كَأْسًا لَّا لَغْوٌ فِيْهَا وَلَا تَأْثِيْمٌ
Yatanaaza'uuna fiihaa ka'san laa laghwun fiihaa walaa ta'tsiimun
Ve birbirlerine öyle bir kadeh sunarlar ki içtikleri şaRabın sonucunda ne boş şeylerden bahsediş var, ne günaha giriş.
وَيَطُوْفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَّهُمْ كَاَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَّكْنُوْنٌۚ
Wayathuufu 'alaihim ghilmaanun lahum kaannahum lu'lu'un maknuunun
Ve öylesine genç hizmetçiler, etraflarında dönerdurur ki sanki onlar, haznelerde saklanmış inciler.
وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَّتَسَاۤءَلُوْنَ
Wa-aqbala ba'dhuhum 'ala ba'dhin yatasaa-aluun(a)
Ve birbirlerine dönüp sorarlar, konuşurlar.
قَالُوْٓا اِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِيْٓ اَهْلِنَا مُشْفِقِيْنَ
Qaaluuu innaa kunnaa qablu fii ahlinaa musyfiqiin(a)
Derler ki: Gerçekten de daha önce ehlimizin içinde, ilimizde, yurdumuzda, korku içindeydik biz.
فَمَنَّ اللّٰهُ عَلَيْنَا وَوَقٰىنَا عَذَابَ السَّمُوْمِ
Famannallahu 'alainaa wawaqaanaa 'adzaabassamuum(i)
Derken Allah lutfetti bize ve korudu bizi ta iliklere işleyen sam yelinin azabından.
اِنَّا كُنَّا مِنْ قَبْلُ نَدْعُوْهُۗ اِنَّهٗ هُوَ الْبَرُّ الرَّحِيْمُ
Innaa kunnaa min qablu nad'uuhu innahu huwal barrurr-ahiim(u)
Gerçekten de önceden onu çağırırdık; şüphe yok ki o, şanı yüce bir lütuf sahibidir, rahimdir.
فَذَكِّرْ فَمَآ اَنْتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَّلَا مَجْنُوْنٍۗ
Fadzakkir famaa anta bini'mati rabbika bikaahinin walaa majnuunin
Artık öğüt ver, gerçekten de Rabbinin nimeti sayesinde sen, ne kahinsin, ne deli.
اَمْ يَقُوْلُوْنَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهٖ رَيْبَ الْمَنُوْنِ
Am yaquuluuna syaa'irun natarabbashu bihi raibal manuun(i)
Yoksa onlar, bir şair ki ölmesini, zamanın kötülüklerine uğramasını gözetiyoruz mu diyorlar?
قُلْ تَرَبَّصُوْا فَاِنِّيْ مَعَكُمْ مِّنَ الْمُتَرَبِّصِيْنَۗ
Qul tarabbashuu fa-innii ma'akum minal mutarabbishiin(a)
De ki: Gözetin bakalım, gerçekten ben de sizinle beraber gözetmedeyim.
اَمْ تَأْمُرُهُمْ اَحْلَامُهُمْ بِهٰذَآ اَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُوْنَۚ
Am ta'muruhum ahlaamuhum bihadzaa am hum qaumun thaaghuun(a)
Yoksa bu sözleri akılları mı emrediyor onlara, yoksa azgın bir topluluk mu onlar?
اَمْ يَقُوْلُوْنَ تَقَوَّلَهٗۚ بَلْ لَّا يُؤْمِنُوْنَۚ
Am yaquuluuna taqau-walahu bal laa yu'minuun(a)
Yoksa onu kendisi uyduruyor mu diyorlar? Hayır, inanmamışlardır onlar.
فَلْيَأْتُوْا بِحَدِيْثٍ مِّثْلِهٖٓ اِنْ كَانُوْا صٰدِقِيْنَۗ
Falya'tuu bihadiitsin mitslihi in kaanuu shaadiqiin(a)
Artık buna benzer bir söz getirin meydana sözünüz doğruysa.
اَمْ خُلِقُوْا مِنْ غَيْرِ شَيْءٍ اَمْ هُمُ الْخَالِقُوْنَۗ
Am khuliquu min ghairi syai-in am humul khaaliquun(a)
Yoksa boşuboşuna mı yaratıldı onlar, yoksa onlar mı yaratıcılar?
اَمْ خَلَقُوا السَّمٰوٰتِ وَالْاَرْضَۚ بَلْ لَّا يُوْقِنُوْنَۗ
Am khalaquus-samaawaati wal ardha bal laa yuuqinuun(a)
Yoksa gökleri ve yeryüzünü mü yarattı onlar? Hayır, iyideniyiye inanmamışlardır onlar.
اَمْ عِنْدَهُمْ خَزَاۤىِٕنُ رَبِّكَ اَمْ هُمُ الْمُصَۣيْطِرُوْنَۗ
Am 'indahum khazaa-inu rabbika am humul musaithiruun(a)
Yoksa onların yanında mı Rabbinin hazneleri, yoksa onlar sorumsuz bir saltanata mı sahip?
اَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَّسْتَمِعُوْنَ فِيْهِۚ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُمْ بِسُلْطٰنٍ مُّبِيْنٍۗ
Am lahum sullamun yastami'uuna fiihi falya'ti mustami'uhum bisulthaanin mubiinin
Yoksa merdivenleri var da gökten mi duyuyorlar? Öyleyse duyanları, apaçık bir delil göstersin.
اَمْ لَهُ الْبَنٰتُ وَلَكُمُ الْبَنُوْنَۗ
Am lahul banaatu walakumul banuun(a)
Yoksa kızlar onların da erkek evlatları sizin mi?
اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِّنْ مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُوْنَۗ
Am tasaluhum ajran fahum min maghramin mutsqaluun(a)
Yoksa onlardan ücret istiyorsun da bu yüzden ağır bir borca mı giriyorlar?
اَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُوْنَۗ
Am 'indahumul ghaibu fahum yaktubuun(a)
Yoksa gizli şey, yanlarında da yazıyorlar mı?
اَمْ يُرِيْدُوْنَ كَيْدًاۗ فَالَّذِيْنَ كَفَرُوْا هُمُ الْمَكِيْدُوْنَۗ
Am yuriiduuna kaidan faal-ladziina kafaruu humul makiiduun(a)
Yoksa bir düzen mi kurmak istiyorlar? Asıl düzene uğrayıp cezalanacaklar, kafir olanlar.
اَمْ لَهُمْ اِلٰهٌ غَيْرُ اللّٰهِ ۗسُبْحٰنَ اللّٰهِ عَمَّا يُشْرِكُوْنَ
Am lahum ilahun ghairullahi subhaanallahi 'ammaa yusyrikuun(a)
Yoksa Allah'tan başka bir mabutları mı var? Şanı yücedir, münezzehtir Allah, şirk koşanların şirk koştukları şeylerden.
وَاِنْ يَّرَوْا كِسْفًا مِّنَ السَّمَاۤءِ سَاقِطًا يَّقُوْلُوْا سَحَابٌ مَّرْكُوْمٌ
Wa-in yarau kisfan minassamaa-i saaqithan yaquuluu sahaabun markuumun
Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, birbiri üstüne yığılmış bulut derler.
فَذَرْهُمْ حَتّٰى يُلٰقُوْا يَوْمَهُمُ الَّذِيْ فِيْهِ يُصْعَقُوْنَۙ
Fadzarhum hatta yulaaquu yaumahumul-ladzii fiihi yush'aquun(a)
Artık bırak onları helak olacakları güne dek.
يَوْمَ لَا يُغْنِيْ عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا وَّلَا هُمْ يُنْصَرُوْنَۗ
Yauma laa yughnii 'anhum kaiduhum syai-an walaa hum yunsharuun(a)
Bir gündür o gün ki düzenleri, onlardan hiçbir şeyi gideremez ve onlara yardım da edilmez.
وَاِنَّ لِلَّذِيْنَ ظَلَمُوْا عَذَابًا دُوْنَ ذٰلِكَ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُوْنَ
Wa-inna lil-ladziina zhalamuu 'adzaaban duuna dzalika walakinna aktsarahum laa ya'lamuun(a)
Ve şüphe yok ki zulmedenlere, bundan başka azap da var ve fakat çoğu bilmez.
وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِيْنَ تَقُوْمُۙ
Waashbir lihukmi rabbika fa-innaka bia'yuninaa wasabbih bihamdi rabbika hiina taquum(u)
Ve sabret Rabbinin hükmüne, gerçekten de gözümüzün altındasın sen ve Rabbine hamdederek tenzih et onu kalkınca.
وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاِدْبَارَ النُّجُوْمِ ࣖ
Waminallaili fasabbihhu wa-idbaarannujuum(i)
Ve geceleyin de onu tenzih et ve yıldızların batacağı sırada da.
Sık sorulan sorular
Tur Suresi kaç ayettir?
Tur Suresi 49 ayettir.
Tur Suresi Kuran'ın kaçıncı suresidir?
Tur Suresi (الطُّور) Kuran-ı Kerim'in 52. suresidir ve 27. cüzde yer alır.
Tur Suresi Mekkî mi Medenî mi?
Tur Suresi Mekkî bir suredir.
Tur Suresi internetsiz nasıl dinlenir?
Al Quran MP3 (Offline) uygulamasını yükleyin, Tur Suresi'ni bir kez indirin; ardından internet olmadan, ekran kilitliyken bile dinleyebilirsiniz.
Meal ve okunuş, Al Quran MP3 (Offline) uygulamasında kullanılan metinlerin aynısıdır. Ses: everyayah.com ve mp3quran.net.