Al Quran MP3 (Offline)

Zariyat Suresi: Arapça Okunuşu ve Türkçe Meali

الذَّاريَات

  • Sure 51
  • 60 ayet
  • Mekkî
  • Cüz 26, 27

Zariyat Suresi'nin (الذَّاريَات) 60 ayetinin tamamı: Arapça metni, Latin harfleriyle okunuşu ve Türkçe meali. Her ayeti tek tek ya da surenin tamamını Mişari Raşid el-Afasi'nin sesinden dinleyin.

Kaydırarak oku

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيْمِ

  1. وَالذّٰرِيٰتِ ذَرْوًاۙ

    Wadz-dzaariyaati dzarwan

    Andolsun tozutup savuranlara.

  2. فَالْحٰمِلٰتِ وِقْرًاۙ

    Fal haamilaati wiqran

    Derken ağır bir yük yüklenenlere.

  3. فَالْجٰرِيٰتِ يُسْرًاۙ

    Fal jaariyaati yusran

    Derken kolayca akıp gidenlere.

  4. فَالْمُقَسِّمٰتِ اَمْرًاۙ

    Fal muqassimaati amran

    Derken işi ayıranlara.

  5. اِنَّمَا تُوْعَدُوْنَ لَصَادِقٌۙ

    Innamaa tuu'aduuna lashaadiqun

    Gerçekten de size vaadedilen, doğrudur ancak.

  6. وَّاِنَّ الدِّيْنَ لَوَاقِعٌۗ

    Wa-innaddiina lawaaqi'un

    Ve ceza, mutlaka olacak.

  7. وَالسَّمَاۤءِ ذَاتِ الْحُبُكِۙ

    Wassamaa-i dzaatil hubuk(i)

    Andolsun yolyol hareli göğe.

  8. اِنَّكُمْ لَفِيْ قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍۙ

    Innakum lafii qaulin mukhtalifin

    Şüphe yok ki siz, elbette çeşitli ve birbirini tutmaz sözler söylemektesiniz.

  9. يُّؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ اُفِكَۗ

    Yu'faku 'anhu man ufik(a)

    Ondan saptırılan, saptırılmıştır.

  10. قُتِلَ الْخَرَّاصُوْنَۙ

    Qutilal kharraashuun(a)

    Lanet olsun geberesi yalancılara.

  11. الَّذِيْنَ هُمْ فِيْ غَمْرَةٍ سَاهُوْنَۙ

    Al-ladziina hum fii ghamratin saahuun(a)

    Ki onlar, daldıkları gaflette habersiz bir halde bocalayıp dururlar.

  12. يَسْـَٔلُوْنَ اَيَّانَ يَوْمُ الدِّيْنِۗ

    Yasaluuna ai-yaana yaumuddiin(i)

    Sorarlar: Ne zaman gelecek ceza günü?

  13. يَوْمَ هُمْ عَلَى النَّارِ يُفْتَنُوْنَ

    Yauma hum 'alannaari yuftanuun(a)

    O gün onlar, ateşe atılıp sınanırlar.

  14. ذُوْقُوْا فِتْنَتَكُمْۗ هٰذَا الَّذِيْ كُنْتُمْ بِهٖ تَسْتَعْجِلُوْنَ

    Dzuuquu fitnatakum hadzaal-ladzii kuntum bihi tasta'jiluun(a)

    Tadın azabınızı; işte buydu çabucak gelmesini istediğiniz.

  15. اِنَّ الْمُتَّقِيْنَ فِيْ جَنّٰتٍ وَّعُيُوْنٍۙ

    Innal muttaqiina fii jannaatin wa'uyuunin

    Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerdedir, pınar başlarında.

  16. اٰخِذِيْنَ مَآ اٰتٰىهُمْ رَبُّهُمْ ۗ اِنَّهُمْ كَانُوْا قَبْلَ ذٰلِكَ مُحْسِنِيْنَۗ

    Aakhidziina maa aataahum rabbuhum innahum kaanuu qabla dzalika muhsiniin(a)

    Alırlar Rablerinin, kendilerine verdiklerini; şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi.

  17. كَانُوْا قَلِيْلًا مِّنَ الَّيْلِ مَا يَهْجَعُوْنَ

    Kaanuu qaliilaa minallaili maa yahja'uun(a)

    Gecelerin az bir kısmında uyurlardı.

  18. وَبِالْاَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُوْنَ

    Wa bil ashaari hum yastaghfiruun(a)

    Ve seher çağları, yarlıganma dilerlerdi.

  19. وَفِيْٓ اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّاۤىِٕلِ وَالْمَحْرُوْمِ

    Wafii amwaalihim haqqun li-ssaa-ili wal mahruum(i)

    Ve mallarında, dileyene ve mahrum olana bir hak vardı.

  20. وَفِى الْاَرْضِ اٰيٰتٌ لِّلْمُوْقِنِيْنَۙ

    Wafiil ardhi aayaatul(n)-lilmuuqiniin(a)

    Ve yeryüzünde deliller var iyideniyiye inanmış olanlara.

  21. وَفِيْٓ اَنْفُسِكُمْ ۗ اَفَلَا تُبْصِرُوْنَ

    Wafii anfusikum afalaa tubshiruun(a)

    Ve kendi özünüzde de, hala mı görmezsiniz?

  22. وَفِى السَّمَاۤءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوْعَدُوْنَ

    Wafiissamaa-i rizqukum wamaa tuu'aduun(a)

    Ve gökte de rızkınız ve size vaadedilen var.

  23. فَوَرَبِّ السَّمَاۤءِ وَالْاَرْضِ اِنَّهٗ لَحَقٌّ مِّثْلَ مَآ اَنَّكُمْ تَنْطِقُوْنَ ࣖ

    Fawarabbissamaa-i wal ardhi innahu lahaqqun mitsla maa annakum tanthiquun(a)

    Gerçekten de andolsun göğün ve yeryüzünün Rabbine ki hiç şüphe yok, gerçektir o, nasıl siz konuşup söylüyorsunuz.

  24. هَلْ اَتٰىكَ حَدِيْثُ ضَيْفِ اِبْرٰهِيْمَ الْمُكْرَمِيْنَۘ

    Hal ataaka hadiitsu dhaifi ibraahiimal mukramiin(a)

    İbrahim'in, ağırlanan konuklarına ait haber, geldi mi sana?

  25. اِذْ دَخَلُوْا عَلَيْهِ فَقَالُوْا سَلٰمًا ۗقَالَ سَلٰمٌۚ قَوْمٌ مُّنْكَرُوْنَ

    Idz dakhaluu 'alaihi faqaaluuu salaaman qaala salaamun qaumun munkaruun(a)

    Hani, tapısına girmişlerdi de esenlik sana demişlerdi; o da esenlik size demişti, ey yabancılar.

  26. فَرَاغَ اِلٰٓى اَهْلِهٖ فَجَاۤءَ بِعِجْلٍ سَمِيْنٍۙ

    Faraagha ila ahlihi fajaa-a bi'ijlin samiinin

    Derken bir bahaneyle ailesinin yanına gitmişti de bir semiz dana getirmişti.

  27. فَقَرَّبَهٗٓ اِلَيْهِمْۚ قَالَ اَلَا تَأْكُلُوْنَ

    Faqarrabahu ilaihim qaala alaa ta'kuluun(a)

    Onların önüne koymuştu da yemez misiniz demişti.

  28. فَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيْفَةً ۗقَالُوْا لَا تَخَفْۗ وَبَشَّرُوْهُ بِغُلٰمٍ عَلِيْمٍ

    Fa-a-ujasa minhum khiifatan qaaluuu laa takhaf wabasy-syaruuhu bighulaamin 'aliimin

    Derken onlardan, içine bir korkudur düşmüştü de korkma demişlerdi, ve ona, bilgi sahibi bir oğlu olacağını müjdelemişlerdi.

  29. فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهٗ فِيْ صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوْزٌ عَقِيْمٌ

    Fa-aqbalatiimraatuhu fii sharratin fashakkat wajhahaa waqaalat 'ajuuzun 'aqiimun

    Derken karısı, onlara dönmüştü de bir çığlık atıp eliyle yüzüne vurmuştu ve ben kısır bir kocakarıyım demişti.

  30. قَالُوْا كَذٰلِكِۙ قَالَ رَبُّكِ ۗاِنَّهٗ هُوَ الْحَكِيْمُ الْعَلِيْمُ ۔

    Qaaluuu kadzalika qaala rabbuki innahu huwal hakiimul 'aliim(u)

    Onlar, bu, böyle dediler, Rabbin böyle dedi; şüphe yok ki o, bir hüküm ve hikmet sahibidir ki her şeyi bilir.

  31. قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُوْنَۚ

    Qaala famaa khathbukum ai-yuhaal mursaluun(a)

    İbrahim, işiniz nedir ey elçiler demişti.

  32. قَالُوْٓ اِنَّآ اُرْسِلْنَآ اِلٰى قَوْمٍ مُّجْرِمِيْنَۙ

    Qaaluuu innaa ursilnaa ila qaumin mujrimiin(a)

    Onlar, şüphe yok ki biz demişlerdi, mücrim bir topluluğa gönderildik.

  33. لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّنْ طِيْنٍۙ

    Linursila 'alaihim hijaaratan min thiinin

    Üstlerine balçıktan taşlar yağdırmak için.

  34. مُّسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِيْنَ

    Musau-wamatan 'inda rabbika lilmusrifiin(a)

    Öyle taşlar ki Rabbinin katında damgalanmış, haddi aşanlar için.

  35. فَاَخْرَجْنَا مَنْ كَانَ فِيْهَا مِنَ الْمُؤْمِنِيْنَۚ

    Fa-akhrajnaa man kaana fiihaa minal mu'miniin(a)

    Derken, orada inananlardan kim varsa çıkarmıştık.

  36. فَمَا وَجَدْنَا فِيْهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ الْمُسْلِمِيْنَۚ

    Famaa wajadnaa fiihaa ghaira baitin minal muslimiin(a)

    Gerçekten de bir ev halkından başka Müslüman da bulamamıştık orada.

  37. وَتَرَكْنَا فِيْهَآ اٰيَةً لِّلَّذِيْنَ يَخَافُوْنَ الْعَذَابَ الْاَلِيْمَۗ

    Wataraknaa fiihaa aayatal(n)-lil-ladziina yakhaafuunal 'adzaabal aliim(a)

    Ve orada, elemli azaptan korkanlara bir delil bırakmıştık.

  38. وَفِيْ مُوْسٰىٓ اِذْ اَرْسَلْنٰهُ اِلٰى فِرْعَوْنَ بِسُلْطٰنٍ مُّبِيْنٍ

    Wafii muusa idz arsalnaahu ila fir'auna bisulthaanin mubiinin

    Ve Musa'da da; hani onu apaçık bir delille Firavun'a göndermiştik.

  39. فَتَوَلّٰى بِرُكْنِهٖ وَقَالَ سٰحِرٌ اَوْ مَجْنُوْنٌ

    Fatawalla biruknihi waqaala saahirun au majnuunun

    Derken bütün kuvvetiyle dönmüştü de ya büyücü demişti, yahut da deli.

  40. فَاَخَذْنٰهُ وَجُنُوْدَهٗ فَنَبَذْنٰهُمْ فِى الْيَمِّ وَهُوَ مُلِيْمٌۗ

    Fa-akhadznaahu wajunuudahu fanabadznaahum fiil yammi wahuwa muliimun

    Derken onu ve ordusunu helak etmiş, onları denize atıvermiştik de o kendisini kınayıp durmadaydı.

  41. وَفِيْ عَادٍ اِذْ اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الرِّيْحَ الْعَقِيْمَۚ

    Wafii 'aadin idz arsalnaa 'alaihimurriihal 'aqiim(a)

    Âd kavminde de bir delil var; hani onlara, her şeyi kasıp kavuran bir fırtına göndermiştik.

  42. مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ اَتَتْ عَلَيْهِ اِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمِيْمِۗ

    Maa tadzaru min syai-in atat 'alaihi ilaa ja'alathu karramiim(i)

    Nereden geçmiş, neye dokunmuşsa orasını ve o şeyi çürümüş kemiğe döndürmüştü.

  43. وَفِيْ ثَمُوْدَ اِذْ قِيْلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوْا حَتّٰى حِيْنٍ

    Wafii tsamuuda idz qiila lahum tamatta'uu hatta hiinin

    Ve Semud'da da delil var; hani, muayyen bir zamanadek geçinin demiştik.

  44. فَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ فَاَخَذَتْهُمُ الصّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُوْنَ

    Fa'atau 'an amri rabbihim fa-akhadzathumush-shaa'iqatu wahum yanzhuruun(a)

    Derken Rablerinin emrine karşı azgınlıkta bulunmuşlardı da onları bir yıldırımdır, gelip helak edivermişti ve onlar da bakıp duruyorlardı.

  45. فَمَا اسْتَطَاعُوْا مِنْ قِيَامٍ وَّمَا كَانُوْا مُنْتَصِرِيْنَۙ

    Famaaastathaa'uu min qiyaamin wamaa kaanuu muntashiriin(a)

    Derken ne ayakta durmıya güçleri kalmıştı, ne de bir yardım görmüşlerdi.

  46. وَقَوْمَ نُوْحٍ مِّنْ قَبْلُ ۗ اِنَّهُمْ كَانُوْا قَوْمًا فٰسِقِيْنَ ࣖ

    Waqauma nuuhin min qablu innahum kaanuu qauman faasiqiin(a)

    Ve daha önce de Nuh kavmi ki şüphe yok, onlar, buyruktan çıkmış bir topluluktu.

  47. وَالسَّمَاۤءَ بَنَيْنٰهَا بِاَيْىدٍ وَّاِنَّا لَمُوْسِعُوْنَ

    Wassamaa-a banainaahaa biaidin wa-innaa lamuusi'uun(a)

    Ve biz, gökleri kurduk kudretle, onlardan daha üstününü, daha büyüğünü kurmaya da gücümüz yeter.

  48. وَالْاَرْضَ فَرَشْنٰهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُوْنَ

    Wal ardha farasynaahaa fani'mal maahiduun(a)

    Ve yeryüzünü yayıp döşedik, daha da güzel döşeriz.

  49. وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُوْنَ

    Wamin kulli syai-in khalaqnaa zaujaini la'allakum tadzakkaruun(a)

    Ve anar, ibret alırsınız diye her şeyi çift yarattık.

  50. فَفِرُّوْٓا اِلَى اللّٰهِ ۗاِنِّيْ لَكُمْ مِّنْهُ نَذِيْرٌ مُّبِيْنٌۚ

    Fafirruu ilallahi innii lakum minhu nadziirun mubiinun

    Artık kaçın Allah'a, şüphe yok ki ben size, onun tarafından, apaçık bir korkutucuyum.

  51. وَلَا تَجْعَلُوْا مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۗ اِنِّيْ لَكُمْ مِّنْهُ نَذِيْرٌ مُّبِيْنٌ

    Walaa taj'aluu ma'allahi ilahan aakhara innii lakum minhu nadziirun mubiinun

    Ve Allah'la beraber bir başka mabut kabul etmeyin; şüphe yok ki ben size, onun tarafından, apaçık bir korkutucuyum.

  52. كَذٰلِكَ مَآ اَتَى الَّذِيْنَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِّنْ رَّسُوْلٍ اِلَّا قَالُوْا سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُوْنٌ

    Kadzalika maa ataal-ladziina min qablihim min rasuulin ilaa qaaluuu saahirun au majnuunun

    Böylece onlardan önce de hiçbir peygamber gelmedi ki ona büyücü, yahut da deli demesinler.

  53. اَتَوَاصَوْا بِهٖۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُوْنَۚ

    Atawaashau bihi bal hum qaumun thaaghuun(a)

    Onlar, bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler? Hayır, onlar, azgın bir topluluktu.

  54. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ اَنْتَ بِمَلُوْمٍ

    Fatawalla 'anhum famaa anta bimaluumin

    Artık yüz çevir onlardan, bundan dolayı da kınanmazsın sen.

  55. وَذَكِّرْ فَاِنَّ الذِّكْرٰى تَنْفَعُ الْمُؤْمِنِيْنَ

    Wadzakkir fa-innadz-dzikra tanfa'ul mu'miniin(a)

    Ve öğüt ver, gerçekten de öğüt, inananlara fayda verir.

  56. وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُوْنِ

    Wamaa khalaqtul jinna wal-insa ilaa liya'buduun(i)

    Ve ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

  57. مَآ اُرِيْدُ مِنْهُمْ مِّنْ رِّزْقٍ وَّمَآ اُرِيْدُ اَنْ يُّطْعِمُوْنِ

    Maa uriidu minhum min rizqin wamaa uriidu an yuth'imuun(i)

    Onlardan ne bir rızık istiyorum ve ne beni doyurmalarını istiyorum.

  58. اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِيْنُ

    Innallaha huwarrazzaaqu dzuul quu-watil matiin(u)

    Şüphe yok ki Allah'tır rızık veren kuvvet sahibi ve kuvvetine aciz gelmesi mümkün olmayan.

  59. فَاِنَّ لِلَّذِيْنَ ظَلَمُوْا ذَنُوْبًا مِّثْلَ ذَنُوْبِ اَصْحٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُوْنِ

    Fa-inna lil-ladziina zhalamuu dzanuuban mitsla dzanuubi ashhaabihim falaa yasta'jiluun(i)

    Kendilerine zulmedenlere, arkadaşlarının payı, gibi bir azap payı var, artık acele etmesinler.

  60. فَوَيْلٌ لِّلَّذِيْنَ كَفَرُوْا مِنْ يَّوْمِهِمُ الَّذِيْ يُوْعَدُوْنَ ࣖ

    Fawailul(n)-lil-ladziina kafaruu min yaumihimul-ladzii yuu'aduun(a)

    Yazık kafirlere, kendilerine vaadedilen günden.

Sık sorulan sorular

Zariyat Suresi kaç ayettir?

Zariyat Suresi 60 ayettir.

Zariyat Suresi Kuran'ın kaçıncı suresidir?

Zariyat Suresi (الذَّاريَات) Kuran-ı Kerim'in 51. suresidir ve 26, 27. cüzde yer alır.

Zariyat Suresi Mekkî mi Medenî mi?

Zariyat Suresi Mekkî bir suredir.

Zariyat Suresi internetsiz nasıl dinlenir?

Al Quran MP3 (Offline) uygulamasını yükleyin, Zariyat Suresi'ni bir kez indirin; ardından internet olmadan, ekran kilitliyken bile dinleyebilirsiniz.

Meal ve okunuş, Al Quran MP3 (Offline) uygulamasında kullanılan metinlerin aynısıdır. Ses: everyayah.com ve mp3quran.net.